Otağ-ı Asafi, Paşa Çadırı, Divan Çadırı

Categoriesdivan çadırıYorum yok Otağ-ı Asafi, Paşa Çadırı, Divan Çadırı10.045 views

Otağ-ı Asafi, Paşa Çadırı, Divan Çadırı Vezirlere mahsus çadırdır. Çok geniş bir alana oturtulmuş birkaç direkli, padişah çadırları gibi içi, dışı nakışlı sayebanlar ile süslü duvar ve tavanları iki kat kumaştan yapılmış, pencereleri ve perdeleri bulunan muhteşem bir çadırdır. Etrafı çadır bezinden yapılmış bir perde ile örtülerek içeri girilmesi hatta görülmesi yasak olan bir meydan halindedir. Bu çadırda sadrazam ve sardar-ı ekremler (başkumandanlar) toplantı yaparlar, resmi kabulde bulunurlar. Savaş görüşmelerinin planlan burada yapılır, ziyafetler burada verilir, devlet adamları burada kabul edilirdi. Bu çadır, ara bir çadırla padişah çadırına bağıntılı olurdu.

Otağ-ı Asafi, Paşa Çadırı, Divan Çadırı

 Divan Çadırı
Divan Çadırı

Kırgızistan bayrağına sembol olan Yurt adı verilen çadır, Türklüğün en eski çağlarından bugüne halen kullanılan bu çadır göçebe hayatın en önemli öğesidir. Halen Kırgızistan’ın yüksek yaylalarında göçebe hayata devam eden, ağırlıkta at yetiştiren göçebe Türk Boyları bu çadırlarda konaklamaya devam ediyorlar.Türklerin bundan bin beş yüz yıl önce orta Asya’da, iklim ve coğrafi şartların icabı olarak, umumiyetle göçebe bir hayat yaşadıkları malumdur. Öyle göçebe bir gayet ki, bu hayatı yaşınlar yazı yazmasını biliyorlar ve kervan ticareti yapıyorlardı. Göçebe hayatı yaşayan Türkler, iyi ahlaklı olmayı, yoksullara yardım etmeyi seviyorlar ve bunu en büyük faziletler arasında sayıyorlardı. Ortaçağdaki göçebe Türk cemiyetlerinde, çok zengin bir asilzadeler sınıf, her hususta hür olan halk tabakası ve nihayet kara halk denilen, esirlerden mürekkep aşağı tabaka vardı. İşaret edildiği üzere, Türk göçebe cemiyetinde medeni hayatın mürekkep manzarası ve birçok müesseseleri görülmektedir. Türkler, hep çadırlarda doğmuşlar ve buralarda yaşayıp ölmüşlerdir. Çadır kelimesi Türkçe olup çatmak fili ile ilgilidir.

Türkler, “Göğün direğini”, bir çadır direğine benzetmişlerdi: “Göğün de bir direği vardır” şeklindeki bu inanış, yeryüzünde çok yayılmış ve âdeta insanlığın bir malı olmuştur. Avrupalılar, eski Roma ve Yunan kültürleri de bu direği (Universalis columna) derlerdi. Bu inanış, elbette ki Türklerde de vardı. Bunlar artık, insanlığın müşterek düşünce düzenine mal olmuşlardı. Bizce bu düşünceleri, kimin kimden aldığını, pek sormamak lazımdır. Çünkü onları meydana getiren,aynı yaratılışa sahip olan insan mantığıdır. Dış tesirler konusunda ısrar edildiği takdirde, çok şükür Türk düşünce düzenini müdafaa edebilecek kadar, geniş belgelere sahibiz.

Bir Cevap Yazın